MEHMET GÖRMEZ’İN BATIL AYIRIMLARI
Bedri Gencer
Mehmet Görmez’in şer‘iyet-meşrûiyet ayırımına dair konuşması, yanlış anlaşılan bir konuşmadan ibaret değil, ondaki derin inkâr zihniyetinin sürekli tezahürlerinden biridir.
Görmez’in dinin inkârına varan batıl görüşlerinden ikisini misal verelim:
1. Görmez, “İlahî Dinlere Göre Başörtüsü” adlı makalesinin (İslâmiyat Dergisi, Cilt 4, Sayı: 2, Nisan Haziran 2001, s. 19-33) sonuç bölümünde şöyle der:
“İslâmiyet’in başörtüsüne yüklediği anlam ise, dinî/taabbüdî veya hukukî olmaktan çok ahlakîdir. Kur’ân, başörtüsünü, sadece ahlak için gerekli kabul ettiği tesettürün tamamlayıcı bir unsuru olarak görmüştür.”
“Başörtüsü şer‘î değil, ahlakî bir hükümdür.” demek, “Başınızı örterseniz iyi olur ama örtmezseniz günah işlemiş olmazsınız.” demektir. Bu, şeriatın, dinin açık inkârıdır.
2. Görmez, “Gazze'de çocuklar açlıktan ölürken kırkta bir zekât nisabı hikâyedir bence.” demişti (youtube.com/watch?v=5djuN-…). Burada iki mesele var:
1. Görmez gibi Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış biri, İmam-Hatip birinci sınıf talebesinin bile bildiği zekât-sadaka ayırımını bilmez mi?
2. Zekât-sadaka ayırımına göre bir Müslüman, bütün malını tasadduk edebilir ama “Ben, malımın onda birini zekât veriyorum.” diyemez. “Bence kırkta bir zekât nisabı hikâyedir.”, mesela, “zekât nisabı onda bir olmalıdır.” demek, “Bence içinden gelen, iki ve dört rekât farz namazlarını dört ve sekiz rekâta da çıkarabilir.” demek gibi dini inkâr etmek, kafadan din uydurmak demektir.
Mehmet Görmez’in burada şer‘î-meşrû ayırımına karşılık olarak yaptığı yasal-âdil, fıkhî-usûlî, satır arası-satır üstü ayırımları da batıldır.
İslâm’da, usûl-i fıkıhta şer‘î-meşrû ayırımının karşılığı, şer‘î-fıkhî, nassî-ictihadî ayırımlarıdır, yasal-âdil, fıkhî-usûlî, satır arası-satır üstü ayırımları değil. Kaldı ki dört hak mezhepten Hanbeliye mezhebinde nassî-ictihadî ayırımından bile söz edilemez. Görmez, şer‘î-meşrû ayırımına karşılık olarak yaptığı yasal-âdil ayırımıyla şer‘înin zalim olabileceğini ima ediyor.
Hz. Ömer’in yaptığı, Görmez’in sandığı gibi, mutlak müçtehidin eski hükme mugayir yeni bir hüküm koyması, şer‘îyi meşrûya dönüştürmesi mânâsında nazarî ictihad değil, “Tasarruf-ı imam maslahata menûttur” kaidesince, tasarruf-ı imam dairesinde yaptığı amelî takyid ve taliktir.
1. Misal: Kıtlık yılında hırsızlığa had cezasını uygulamaması:
-Şeriatın hükmü (Mutlak): Hırsızlık yapanın eli kesilir (Maide, 38).
-Hz. Ömer’in Takyidi: Kıtlık yılında hırsızlık yapan kölelerin cezasını uygulamamıştır.
2. Misal: Müellefe-i kulûba zekât vermeyi durdurması
Tarih, Hz. Ömer’in müellefe-i kulûba yapılan ödemelerin külliyen kaldırmadığını, sadece zekât fonundan ödemeyi durdurduğunu gösterir.
Demek ki Hz. Ömer’in tasarruf-ı imam dairesinde yaptığı amelî takyid ve talik, Görmez’in sandığı gibi, şer‘î-meşrû değil, mutlak-mukayyed ayırımına tekabül eder.
İslâm’da nassın delaleti-sübutu ayırımı vardır, “nassın satır arası-satır üstü” ayırımı yoktur. Görmez, bu ayırımla demek istiyor ki: “Dört mezheb imamı dâhil İslâm tarihindeki bütün müctehidler, nassların satır aralarından âdil veya zalim olabilecek şer‘îyi anladılar, biz Ankara müctehidleri ise satır üstlerinden âdil olan meşrûyu anlama mertebesine çıktık.”
Hâsıl-ı kelam
Mehmet Görmez, burada eşi ender görülen, kavram kargaşasının ötesinde bir kavram çorbası yapıyor bize:
-Şer‘î-meşrû
-Yasal-âdil
-Fıkhî-usûlî
-Evrensel ahkâm-tarihsel ahkâm
-Sabit ahkâm-mütegayyir ahkâm vs.
Bu, sipariş üzerine bir “modern din yaratmak” için bütün tuşlara basmak demektir.
Yani Mehmet Görmez ve emsalinde bu kadar derin bir kafa karışıklığı, ilmî kusurun değil, itikadî illetin sonucudur.
Ne diyelim
Allah hidayet versin…
Bu söz Küfürdür. Bu @DIBMehmetGormez , Ayet ve Hadis'te olanı Şer'î olduğunu kabul ediyor ama Şer'î olan meşru değilmş.
Bu Müsteşrik kafalı tip, yeni bir din kurma derdinde.
Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'ın bu sapkın adama, üniversite kurma izni vermesini anlayamıyorum.
Tipik bir Mehmet Görmez söylemi. Beni takip edenler bilir, ben Mehmet Görmez'i Cumhuriyet tarihinin en tehlikeli Diyanet İşleri Başkanı olarak kabul ederim. Üstelik bunu söylediğimde kendisi Diyanet İşleri Başkanıydı.
Şimdi bu videoyu satır satır alalım. Eski DİB Başkanı Prof. Görmez bu videoda Şerilik meşruluk ayrımı yapıyor. Bunu da kadının tokat yemesi, kölelik, çocuğun tokat yemesi gibi dinleyenin kendisine hak vereceği ya da hak vermesini ümit ettiği bir denklemde söylüyor.
Allah'tan ve Rasulüllah'tan haşa daha adil olunabileceğini, Allah'tan ve Rasullah'tan haşa daha hikmetli olunabileceğini bu söz iddia ediyor mu? Dinleyince evet, ediyor. Yok, "benim kastım bu değil" diyorsa o zaman bir söz üstadı olarak açıkça neyi kast etmediğini belirtmeliydi. x.com/surgunsuregi/s…
YUH ARTIK..
Son Dakika |
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile çıkaramaçlı Alihan Kuriş Suç Örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında; tutuklu Alihan Kuriş’in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş’e yönelik yapılan arama çalışmalarında tek bir adreste kaynağı belirsiz 1,34 milyar TL değerinde 200 kg külçe altın ele geçirildi
“Avrupa'da ilk kadın üniversite öğrencisi” diye anılan Anna Maria van Schurman’ın el yazısıyla bir sayfa; 1638’de Utrecht’teki çalışmaları sırasında yazılmıştır.
Sayfanın üstündeki Arapça metin şöyle yazar:
“Âlimin tek bir günü cahilin ömründen daha hayırlıdır.”
From @BeilinsonOrel den
"Oryantalistler müslümanların meseleleriyle ilgilenmez, müslümanları mesele olarak görürler. Günümüzde bir çok müslümanın müslümanları mesele olarak görmesi, oryantalizmin başarısıdır."
Prof. Dr. Tahsin Görgün
@e_ercis Kur'ân-ı Kerîm'de mescidlerin Allah'ın adının anılması (zikredilmesi) için inşâ edildiğini ve yalnız O'na tahsis edilmesi gerektiğini bildiren âyetler (Nûr: 36; Cin: 18) vardır. Dolayısıyla cami âdâbına uygun olmayan hiçbir faaliyet camilerde yapılmamalıdır. Selam ve duâ ile...
@e_ercis Ama bu etkinlik cami içinde maç seyretme olmamalıdır. Futbolun arka planı, kitleler üzerindeki etkisi ve kitlelerin yönlendirilmesi gibi hususlar da düşünülürse bunun yeri kesinlikle cami olmamalı. Camilerin müştemilatında konferans salonu gibi yerler varsa buralarda yapılabilir.
FIKRADAKİ SORUN "KÜRT KADIN" MI, YOKSA HER ŞEYİ AYRIMCILIK GÖZÜYLE OKUMAK MI?
Rahmi Koç'un anlattığı fıkra üzerinden başlayan tartışmalar, aslında fıkranın kendisinden çok, onu dinleyenlerin zihinsel filtresini ortaya koyuyor. Çünkü ortada son derece basit bir kelime oyunu varken, bazı çevreler fıkrayı baştan sona etnik kimlik ekseninde okuyarak bambaşka bir anlam yüklemeyi tercih etti.
Bir kadın doktora gider. Doktor muayene için "Perdenin arkasına geçip soyunun" der. Kadın ise "soyunmak" ile "birini soymak" arasındaki anlam farkını karıştırdığı varsayılan bir yanlış anlamayla "Önce sen soyun" cevabını verir. Yapılmak istenen espri tam da burada başlar. Fıkranın bütün mizahi yükü Türkçedeki iki farklı anlam üzerine kuruludur.
Peki o halde tartışmanın merkezi neden bir anda "Kürt kadın" ifadesi oldu?
Aslında bu soru bizi fıkradan daha önemli bir meseleye götürüyor. Çünkü bazı insanlar bir metinde, bir hikayede veya bir fıkrada etnik bir kimlik gördükleri anda, metnin geri kalanını okumadan otomatik olarak ayrımcılık sonucuna ulaşıyor. Oysa sağlıklı bir değerlendirme için önce, "Espri etnik kimliğin kendisi üzerine mi kurulmuş, yoksa etnik kimlik yalnızca hikayenin karakterlerinden biri olarak mı kullanılmış?" sorusu sorulmalı.
Bu fıkrada "Kürt kadın" ifadesini çıkarıp yerine "köylü kadın, Laz kadın, Ayşe Hanım" veya herhangi başka bir karakter koyduğunuzda da yapılmak istenen espri aynı şekilde sonuç verir. Çünkü esprinin kaynağı etnik kimlik değil, dilsel yanlış anlamadır. Eğer fıkra Kürtleri aşağılayan, küçümseyen veya belirli olumsuz özellikleri Kürt kimliğine bağlayan bir yapı taşısaydı durum farklı olurdu. Ancak burada böyle bir anlatım yok.
Daha da ilginç olan nokta, fıkrada Kürt kadın karakterini gören bazı kişiler, esprinin doğrudan Kürt kadınlara yönelik olduğunu varsayarak tepki göstermesi. Oysa bu yaklaşım, farkında olmadan etnik kimliği fıkranın merkezine yerleştiriyor. Halbuki fıkranın merkezinde bulunan unsur etnik köken değil, kelime oyunudur. Başka bir ifadeyle, bazı tepkiler fıkranın anlattığından çok, tepki veren kişinin metni hangi gözlükle okuduğunu göstermektedir.
Türkiye'nin yakın tarihinde yaşanan toplumsal gerilimler, kutuplaşmalar ve kimlik tartışmaları nedeniyle insanların bu tür konularda hassas olması anlaşılabilir. Ancak hassasiyet ile peşin hüküm arasında da bir çizgi vardır. Bir metni okumadan, esprinin nasıl çalıştığını incelemeden, yalnızca bir etnik kimliğin adını gördüğü için ayrımcılık kararı vermek; çoğu zaman metnin gerçek anlamını değil, önceden oluşturulmuş bir algıyı yansıtır.
Tepki veren insanlar, fıkranın ve yapılmak istenen esprinin ne anlattığından çok, ne anlattığını düşündükleri şeye tepki vermişler. Aslında işin en ironik yanı, fıkradaki mizah, söyleneni yanlış anlamaktan doğuyor.
Bugün fıkrayı etnik ayrımcılık olarak yorumlayanların bir kısmı da, fıkranın merkezindeki kelime oyununu ve anlatılmak isteneni gözden kaçırarak benzer bir yanlış anlamanın içine düşüyor. Böylece eleştirdikleri fıkranın karşısında değil, farkında olmadan tam da anlatılan hikayenin içinde yer alıyorlar.
Eskiden çok kitap okursam her şeyi çözeceğimi, zihnimin berraklaşacağını düşünürdüm. Gecelerce okur, notlar alırdım. Ama zihnimdeki karmaşa hiç bitmedi; ta ki İmam Gazali’nin bilgiyi 'istiflemek' ile 'hazmetmek' arasındaki o ince çizgiyi nasıl çizdiğini görene kadar. +
13 Followers 474 FollowingKişisel görüşlerim tanrı tarafından tasdik edilmiş yargılar değildir. Tasdik veya tekzibe açık denemelerdir.
Anlama ve yorumlama üzerine düşünüyorum.
55K Followers 333 Followingİslam Hukuku Dr/Avukat/İslam İktisadı Nureddin Can Hoca Kütüphanesi محامي، دكتور في الفقه الإسلامي، مكتبة الشيخ نور الدين جان
44K Followers 12K FollowingYazılarım; aktüel gündeme değil, arka plandaki büyük planlara ve milletimizin uzun vadeli yolculuğuna odaklanır.
Yazılarım yayın için uygundur • DM açık
243K Followers 0 FollowingSayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. (parody acount)
311K Followers 135 FollowingWeb Developer, aile danışmanı, Sosyolog ama hiçbirini yapmıyor, bir de yazar ve sadece sağlıklı tarım işçisi. Aslında iyi biriyim tanımazsan seversin.