Bir insan evladı gibi gördüğü birinin eşini nasıl siker ki?
Ona da evladı gibi bakması gerekmez mi?
Diyelim çıplak gördün canın çekti sikesin geldi, e iyi de evladın her gün sikiyordu, neden boşattın ki?
Sorumuza itirazlar gelmiş ve denmiş ki, Osmanlı bir imparatorluktu, kendi toprağında bir Filistin ulus devleti kurulmasına izin verir miydi?
Sırayla gidelim:
i) Filistin adı, Romalılar, Yahudilere ceza olarak bölgenin adını değiştirip "Suriye Filistisi" yaptığından beri var. Daha önce bugünkü Jerusalem ve çevresinde Yahudi krallığı Yahuda vardı.
Nasıl ki Emevi halifesi, Uruşelim/Yeruşalayim olan şehrin adını değiştirip "Medinetu'l-Kuds" yaptıysa ve bu uydurma isim "Kudüs" olarak kısaltılıp devam ettiyse "Suriye Filistisi" adı da baş tarafı atılıp "Filistin" olarak sürdürüldü.
İslami siyer ve tarih kitaplarında ve Batılıların yazdığı eserlerde var bu bilgiler.
ii) Halife Ömer döneminde Arapların işgaliyle birlikte Yahudilerin yurduna Araplar da yerleşti. Arapların, işgal ettiği her yerde uyguladığı kolonizasyon yöntemiydi bu. Böylece Arap nüfus ortaya çıktı. Zaman içinde farklı motivasyonlarla Arap nüfus arttı. Arap nüfusun nasıl geliştiğini Arapların, hatta Hamaslıların anlatımıyla aktardım: x.com/Kenancamurcu/s…
iii) Babilliler, Romalılar, Haçlılar döneminde Yahudilere yapılan pogrom, etnik temizlik ve sürgünde Yahudi nüfus azaldıysa da, Yahudiler çevre ülkelere, hatta Avrupa'ya kadar dağıldıysa da ve kıbleleri Süleyman Mabedi tahrip edildiyse de Siyon Dağı ve Kaya'nın vatan olarak tasavvurlarındaki anlamı hiç kaybolmadı. Her fırsatta sürgün edildikleri yurtlarına döndüler.
İbnu'l-Esir, Selahattin Eyyubi'nin, Kudüs'ü ele geçirdiğinde Yahudileri geri çağırdığını ve kitleler halinde gelip yurtlarına yerleştiklerini anlatır. Bu süreci yönetenin de Yahudi danışmanı İbn Meymun (Musa bin Meymun veya Batı'daki adıyla Maimonides) olduğunu not düşer.
Abdülhamit-i Sâni döneminde de Yahudilerin geri dönüşü ve yurtlarına yerleşmesi hızlandı. Arşiv belgelerine göre 1908 yılına gelindiğinde bölgedeki Musevi nüfusu, 1876’ya göre üç katına çıkarak 80.000 seviyesine ulaşmıştı. 1882’den itibaren özellikle II. Abdülhamid döneminde Filistin’de büyük miktarlarda arazi satın alarak tarım alanları oluşturuldu.
Şimdi gelelim soruya: Osmanlı imparatorluktu, ulus devlete izin verir miydi?
Soruya cevap verebilmek için Arapların bir Filistin devleti kurma talebinin olması lazım. Böyle bir talepleri olmadı. Çünkü kendilerine hiçbir zaman "Filistinli" demediler. Böyle bir millet hiç olmadı. O milleti Sovyetler Birliği'nde KGB'nin planlamasıyla 1964'te Arafat icat etti.
Detayını merak edenler için şurada yazdım: x.com/Kenancamurcu/s…
Arapların "Filistin devleti" talebi olmadı, hatta 1916'den 1921'e kadar Osmanlıdan kopma isyanı sırasında bile böyle bir taleple ortaya çıkmadılar.
Ama Yahudilerin İsrail devletini kurma talebi oldu. Ta 1899'da.
Peki Osmanlı, Filistin bölgesinde Yahudilerin kendilerine ait bir devlet kurma talebine ne cevap verdi?
TRT dizilerini tarih zannedenlerin hamasi palavralarına ihtiyacımız yok, elimizde Osmanlı arşivleri ve bilimsel çalışmalar var.
Bakın Osmanlı devleti Yahudilerin devlet kurma talebine ne cevap verdi:
Theodore Herzl, Filistin'de İsrail'i kurma fikrini bir mektupla Kudüs Belediye Başkanı ve Kudüs Mebusu Yusuf Ziya el-Halidi'ye (1842-1906) yazdı. Halidi, meşhur Osmanlı paşası, Abdülhamit'in bürokratı, Kudüs'te onu temsil ediyordu. (islamansiklopedisi.org.tr/yusuf-ziya-el-…)
Yusuf Ziya el-Halidi de Abdülhamit namına ve onu temsilen Herzl'e cevap yazdı.
Mektubun orijinali şurada: clio-texte.clionautes.org/palestine-tran…
Mektupta deniyordu ki:
"Şüphesiz Siyonizm’den bahsettiğimi anlıyorsunuzdur. Bu fikir, kendi içinde son derece doğal, güzel ve haklıdır. Yahudilerin Filistin üzerindeki haklarını kim inkar edebilir? Tanrım, tarihsel olarak burası kuşkusuz sizin ülkenizdir! Ve bu denli yetenekli olan Yahudilerin, yeniden saygın ve mutlu bağımsız bir ulus olarak bir araya gelmesi; zavallı insanlığa tıpkı eskiden olduğu gibi ahlaki alanda hizmetler sunması ne harika bir manzara olurdu."
Mektubun tarihi 1899.
Yusuf Ziya Paşa, toprağın Yahudilere ait olduğunu ve burada bir devlet kurmayı hakettiklerini itiraf etmekle birlikte oraya yerleşmiş Arapların ve Türklerin kıskançlıkla tahammülsüz davranacakları ve gerilim çıkabileceği gerekçesiyle üzülerek devlet kurulmasına izin veremeyeceklerini yazdı.
Yani Osmanlı devleti bir imparatorluk olmasına rağmen Yahudilerin devlet kurmasına olumlu baktı. Ama Arapların ve Türklerin Yahudilere rahat vermeyeceği sebebiyle devlet kurulmasını erteledi.
Nitekim Yusuf Ziya Paşa'nın dediği gibi çıktı. Araplar Yahudilere saldırdı, çoluk çocuk katletti. 1929'da Hebron'da (el-Halil) azınlıktaki Yahudilere saldırmasıyla başladı çatışmalar. timesofisrael.com/new-book-draws… Hebron katliamında çoluk çocuk Yahudileri öldürdüler ve şehirde etnik arındırma yaptılar. Bir tane bile Yahudi ailesi bırakmadılar orada.
Bunun üzerine Yahudiler de kendi örgütlerini kurdu ve karşılık vermeye başladı. İşler rayından çıktı sonunda.
Sonrası herkesin malumu:
1947'e gelindiğinde Araplar ile Yahudilerin bir arada yaşayamayacağı anlaşılınca Arap devleti ve Yahudi devleti kurulsun diye BM, bir paylaşım planı hazırladı. Yahudiler kabul etti, Araplar reddetti. Yahudilerin tamamının gitmesini, etnik arındırma yapılmasını istiyorlardı. Kendilerine çok güvendikleri için savaş açtılar.
1948'de bölgede yaşayan Araplar ile Mısır, Suriye, Lübnan, Ürdün, Irak, Suudi Arabistan orduları İsrail'e saldırdı. Yenildiler.
Doğu Kudüs ve Batı Şeria Ürdün'de kaldı. Ama nedense orada Filistin devleti kurmadılar. Kendilerine Filistinli bile demediler. O bölgenin adını da Filistin ülkesi olarak anmadılar. Ürdün toprağı olarak zikredildi.
Gazze de Mısır'da kaldı. Buralardaki Araplar da bu ülkelerin vatandaşı oldu.
Sonra Mısır ve Ürdün'de kalan topraklardaki Yahudilere etnik temizlik uyguladılar, tarihi mekanları ve ibadethaneleri yakıp yıktılar. Evlerine el koydular.
Şurada var detayı: x.com/Kenancamurcu/s…
Bazen Kudüs'ten görüntüler görüyorsunuz hani, Filistinliler evlerinden çıkarılıyor, Yahudiler evlerine el koyuyor falan denilen, işte o evler, 1948 savaşından önce Yahudilere aitken savaş sonrasında bölge Ürdün'ün olunca Yahudilerin ellerinden alınan evler. Mahkeme asli sahibinden varis varsa ona iade edince evi geri alıyorlar. Kıbrıs'ta da 1974 öncesinden böyle mülk davaları var, aynısı.
Neyse.
Sonra Araplar 1967'de bir kez daha İsrail'e saldırdı, yine yenildiler. İsrail bu kez Gazze ve Batı Şeria'yı Araplardan geri aldı.
Kudüs ve Batı Şeria 19 yıl ellerindeyken Filistin'den, Filistinlilerden, Filistin devletinden bahsetmeyen Araplar birden Filistin halkı ve devleti demeye başladı. Filistin davası bu tarihte ortaya çıktı.
Sonra 1973'te Mısır ve Suriye tekrar saldırdı. İsrail askeri zafer kazandı, Mısır, verilen bazı siyasi tavizlerle onurunu kurtardı.
Sonra 7 Ekim 2023'te Hamas tekrar saldırdı. Bu sonuncusu herkesin gözü önünde ağır hezimetle sonuçlandı.
Hamas'ın Katar kadrosundan isimler, saldırının vahşilik seviyesi Hamas militanlarının gövde kameralarıyla çektiği görüntülerle ortaya çıktıkça saldırıdan haberleri olmadığını mırıldanmaya başladı. Dış ilişkiler sorumlusu Ebu Marzuk, "Gazze için doğuracağı sonuçları bilseydim, 7 Ekim’i desteklemezdim" bile dedi. (short-url.org/1qXTs)
Tarih böyle yaşandı. Gerçek bu olmasına rağmen hayali öykülerle yılda 10 milyar dolara ulaşan miktarda bağış yağıyor Hamasçılara. Onlar da afiyetle cebe indiriyorlar. Bu devasa paraya rağmen Gazze'de sefaletten şikayet ederek.
Yahudi yerleşimciler Filistinlilerin evlerine çöküyor, eşyalarını yağmalıyor denildiğinde 1948 savaşından sonra Kudüs ve bugünkü Batı Şeria Ürdün'ün eline geçtiğinde ve Araplar orada hakim olduğunda Yahudilerin evlerine çöktüklerini, eşyaları yağmaladıklarını, tarihi eserleri ve
121K Followers 9K FollowingKimseyle işim yok maksat eğlenmek. Sıradan biri ama ön sıradan. Zeka seviyesi düşükler uzak dursun. #Eleştirmen #Tarafsız #Arkeolog ⚓
1K Followers 5K FollowingŞunu bilin ki Prensim
Kabaran okyanusların Atlantis’i
ve onun görkemli kentlerini yutmasından hemen sonra
Dünya’da o güne kadar görülmemiş bir çağ başlamıştı.
2K Followers 2K FollowingTîrên xwe tûj bikin û kîsikên xwe tijî bikin!
Xwedê Qralên Medan şandine ku Babîlê wêran bikin.
Xwedê wê tola xwe u perestgeha xwe hilînê.
(Yeremya 11)
121K Followers 9K FollowingKimseyle işim yok maksat eğlenmek. Sıradan biri ama ön sıradan. Zeka seviyesi düşükler uzak dursun. #Eleştirmen #Tarafsız #Arkeolog ⚓