Okullarda yaşanan saldırıları sadece "silah kontrolü" ya da "okul güvenliği" üzerinden tartışan uzmanlar var. Halbuki bu trajedi sadece fiziki bir güvenlik zafiyeti değildir. Son yıllarda yaşanan kültürel zehirlenme, fark edilme ihtiyacı ve dijital çağın körüklediği şöhret arzusu, bu şiddetin ana motorlarıdır.
Özellikle Amerika’daki okul saldırılarını derinlemesine analiz ederseniz, bana hak verirsiniz. Çünkü hikâye hep aynı: Çevresi, arkadaşları ve ailesi tarafından fark edilmeyen bir çocuk var. Bu çocuk sosyal medyada vakit geçirdikçe yalnızlığı ve hıncı artıyor.
Bu arada internette bir şekilde daha önce yapılan okul saldırılarının videolarına rastlıyor. Bir bakıyor ki bu saldırganlar dünya gündemine oturmuş. Herkes onlardan bahsediyor. Yüzbinlerce sayfada fotoğrafları, videoları var. Ve sonunda çocuk bir “hiç” olmaktan kurtulmak için şiddete başvuruyor.
Bu durumda çocukları yalnızlaştıran ve fark edilmek için şiddeti çözüm olarak gösteren kültürel iklimi sorgulamak gerekir. Sadece okullardaki güvenlik önlemlerini tartışmak, kapıyı kilitleyerek yangını söndürmeye çalışmak gibidir.
sen öleceksin.
sıradan, can sıkıcı derecede güneşli bir salı günü öğleden sonra kalp krizinden, yahut saçma sapan bir trafik kazasında gideceksin.
gideceksin ve her şey tam da korktuğun umursamazlıkla devam edecek. cüzdanında taşıdığın çok mühim kartvizitler, taksitini yeni bitirdiğin ankastre set, şuraya buraya attığın imzalar falan hepsi bitecek.
acil servisin florasan lambaları altında, üzerinde sadece beyaz bir örtüyle yatarken, yan odadaki hemşire nöbet değişiminde yiyeceği tostun kaşarlı mı yoksa karışık mı olacağını tartışıyor olacak. kasiyer kız aldığı makarnayı kasadan geçirirken, dışarıda kornalar çalmaya devam edecek. ve evren senin nefesinin kesilmesini zerre kadar umursamayacak.
birkaç saat sonra eve gelecek akrabalar. halıların üzerine alelacele serilen gazeteler, sokağın başındaki fırından alınan kıymalı pideler. senin bedenin toprağın altında yavaş yavaş soğurken, en yakın arkadaşın ayranı kafasına diktiğinde bıyığında kalan beyaz köpüğü diliyle sıyıracak.
çok acıktılar.
sabahtan beri koşturuyorlar, mezarlık yokuşuydu, defin işlemleriydi derken herkesin şekeri düştü. ekmeği koparacaklar. fırından yeni çıkmış, dumanı tüten sıcak somunu tam ortasından neşeyle bölecekler. karnı doyan bir köşeye çekilip cebinden telefonunu çıkaracak. kimse kötü niyetli değil. hayat sadece çok arsız. hayat öylesine arsız ki, senin yere göğe sığdıramadığın kibrini, benliğini, bensiz yapamazlar triplerini bir bardak açık çayın buharında saniyeler içinde havaya karıştırıyor.
senin cenazen kalkarken mahalledeki manav tezgahını sulamaya devam edecek. üst kat komşun gece yarısı tuvalete kalktığında yine sifonu çekecek, suyun borulardan aşağı inerken çıkardığı gürültü aynı umursamazlıkla yankılanacak.
sen yoksun. bitti.
bunları kime anlatıyorum. sana anlatıyorum. gece yatağa girdiğinde tavana bakarak ertesi gün söyleyeceği havalı cümlelerin provasını yapan sana. aynada kendine bakıp "ben farklıyım" diyen sana. değilsin.
hiçbirimiz değiliz.
dağ başında bir meşe ağacı nasıl çıt çıkarmadan kuruyup devriliyorsa, sen de aynı şekilde sırtüstü uzanıp toprakla kucaklaşacaksın. ertesi sabah fırıncı kepengini kaldıracak. bakkal kasaları dükkanın önüne çekecek. iki taze somun alan adam evine gidecek, bıçağı alıp sıcak hamuru neşeyle bölecek. senin soğuyan bedenin kimsenin iştahını kapatmayacak.
zaman akacak.
ilk başta yastığında kalan birkaç tel saç için ağlayanlar, birinci yılın sonunda adını sadece bayram ziyaretlerinde yutkunarak anacak. beş yıl sonra yüzündeki detaylar bulanıklaşacak. on yıl sonra mezar taşına düşen yaprakları temizlemeye gelenlerin sayısı iyice seyreltecek. elli yıl sonra, yeryüzünde senin sesini hatırlayan tek bir canlı bile kalmayacak. sesin yok oldu. gülüşün yok oldu. öfken, banka şubesinde çıkardığın olaylı kavga. hepsi boşlukta eridi. hiçbir yere kaydedilmedi. kimse hatırlamıyor.
sana kalkıp da her şeyi bırak, ormana yerleş demiyorum. zaten yapsan da ağaçların umurunda olmayacaksın. evdeki musluk damlatıyor diye stresten midene kramplar girdiğini biliyorum sadece. iş yerinde duyduğun iğneleyici lafın günlerdir uykularını böldüğünü de biliyorum. ama bütün bunların senin varlığınla beraber bir nefeslik ömrü olduğunu hatırla istiyorum.
bu gece yatağa uzandığında, yorganı çenene kadar çek. karanlık odayı dinle. alt katın televizyonundan gelen boğuk uğultuyu duy. gözlerini kapat ve bir daha uyanmayacağını düşün. herkesin hayatına nasıl da arsızca, nasıl da pürüzsüzce devam edeceğini hayal et. kendi acizliğinin, muazzam hiçliğinin tadını çıkar. kendine bir iyilik yap ve yastığa başını koyduğunda sadece şu cümleyi mırıldan: ben yoksam eksilmeyecekler, o halde bu yükü sırtımda taşımaya mecbur değilim de. bu benim hikayem de ben kendi hikayemi silip baştan yazabilirim de.
bırak dünya sen olmadan dönmenin provasını yapsın. zaten yapıyor. sen sadece izle.
ezgi akgül
20 temmuz 2026 / ankara
Çalı kuşu Feride'nin dediği gibi: "Bu hayatta yaptığım en iyi şey uzaklaşmak. Kin gütmem, hesap sormam, çirkinleşmem, zorluk çıkarmam. Sadece uzaklaşır ve soğurum."
11 yıldır MEB'de öğretmen olarak çalışıyorum. Birçok meslekte olduğu gibi öğretmenlik mesleğinin otoritesi zayıfladı. Bunda çağın getirdikleri kadar öğretmen otoritesini sarsan uygulamalar da etkili oldu. Diğer yandan veli profili değişti. Öğretmenler durumu adeta idare ediyor. Not dışında herhangi bir yaptırım yok. Sınıf tekrarı diye bir şey de kalmadı artık. Not da çok kısıtlı bir tehdit haline geldi. Öğrencilerin yarıdan fazlası takdir, kalanlar teşekkürler geçiyor. Belgesiz geçen öğrenci oranı %5-10'dur. Disiplin süreçleri zayıflayınca öğrenciyi terbiye etmek de zorlaştı.
Diğer yandan sıkıntılı öğrencilerin velileri de sıkıntılı tipler genelde. Bu şartlarda başıboş öğrenci problemi ortaya çıkıyor. Disiplinlik öğrencinin velisini çağırıyorsun veli çocuğuna arka çıkıyor. Bir de veliyle uğraşıyorsun. Veli gelip sana nasihat çekiyor. Her çocuk kendi çapında bir Zeus. Eskisi gibi öğretmene ve okul idaresine teslimiyet ve güven kalmadı. Bu sefer sıkıntılı öğrenci "idare" ediliyor. Öğretmen ve okul idaresi çocuğu 2 sene idare edeyim sonra mezun olup gidecek nasılsa kurtulacağım diyor. Veliyle uğraşmak da istemiyorsun çünkü veli öğrenciden beter durumda.
Okullardaki disiplin süreçlerinin yeniden formüle edilmesi gerek. Başta not ve ceza sistemi. Okul idarelerine ve öğretmene tekrar otorite devri yapılarak öğrenciyi eğitim sistemi dışında bırakmadan otorite altında terbiye etmek gerekiyor.
Bir Kore dizisinde duymuştum.
Okula başlayacak kızına "Öğretmenin gölgesine bile saygılı olun." diyordu annesi.
Öğretmenlik bizde de saygı duyulan bir meslekti, bilgiye hürmet vardı. Para kazandırmayan bilgi, çöp oldu sonra.
Mevzu uzun, derdimiz büyük.
Buraya ne yazsak eksik kalacak.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hayal kırıklığını şöyle betimlemesi çok hoşuma gidiyor "hiç kimse yıldız olarak kalamıyordu. muhakkak hayalimizdeki yerinden inecek, herkese benzeyecekti."
Sınav ve diploma odaklı eğitim yüzünden kontenjanı şişirdik,notları hormonladık, sosyal bilimleri öldürdük,
temel bilimleri yok saydık,sanatı,sporu,doğayı görmezden geldik,mesleki eğitimi,öğretmeni,diplomayı,
okumuşları değersizleştirdik!İstediğimiz bu muydu?
Yola aynen devam mı?
144 Followers 5K Followinggood day brother's and sister's, I'm greeting you all I am from Gambia west Africa my name is saikou am 17 years old am living with siblings God knows ☝🏼☝🏼
64K Followers 8K FollowingGazeteci - Mia Haber İmtiyaz Sahibi - TİMBİR Genel Bşk. Yrd. - İMEF Genel Bşk. Yrd. - Birlik Haber Ajansı Tüzel Kişi Temsilcisi.
263K Followers 872 FollowingÖğretmen, MEB Personeline Dair En Güncel ve Hızlı Haberin Adresi https://t.co/OROEe4AUcK Sadece whatsapp yazışması. Lütfen aramayınız.
96K Followers 0 FollowingAnkara Abisi Resmi Twitter Hesabıdır. Hiçbir siyasi parti ve cemaate bağlı değiliz. https://t.co/FXycD5YdRz https://t.co/2q0J9b22dW
130 Followers 472 Following[email protected]
Çocuklarımıza nasıl kitap okuma sevgisi, alışkanlığı ve kültürü kazandırabiliriz, konulu öz , faydalı, pratik uygulamalar...
310K Followers 128 FollowingWeb Developer, aile danışmanı, Sosyolog ama hiçbirini yapmıyor, bir de yazar ve sadece sağlıklı tarım işçisi. Aslında iyi biriyim tanımazsan seversin.
508K Followers 402 FollowingRadyoloji Uzmanı • GATA • Akademisyen• TRD Baş Boyun Grubu ve Abdomen Çalışma Grubu • İlgi Alanları: Bilim & Tıp & Kanser & Yeni Tedaviler